.....Sözler bazen anlatmak istediğini anlatamaz....
Bazen sözler az gelir sözler bazen anlatamaz insanın içinden geleni.Çünki anlatmak istediğini hangi cümlelerin nasıl anlatacağını bilemezsin İşte o zaman konuşmak bir şey ifade etmez. begum
Sessiz sedasız yol alırım Gecenin koynunda, Yine yüzümde hüzün maskesi... Kelimelerim kırık dökük, Sitemlerim var geceye... Hayallerim yine karanlık, Başka boyan yokmu senin neden hep düşlerime kara çalarsın,
Bak kurduğum düşler kalbimi kanattı. Aşkımın rotası yok dümeni kırık dökük Gidiyorum sözler dökük kalp kırık begum
Küçük bir çocuk ken ne masum hayallerim varmış, Bulutların üstünden seyretmek istiyordum her şeyi İstediğim aslında yükseklik değilmiş Şimdi anlıyorum Bulutları çocuk gözüyle, Hassas yumşaklığını sevmişim. Büyükler hep itaat etmeyi öğretmişler O yüzden Şimdi her şeye boyun eğer hale gelmişiz Ben çocuken tüm sevgilere sahipmişim En önemlisi gerçe sevgiye Şimdi sevgilerin bana sahte gelmesinin sebebini anladım Bir gün her şeyin sihri bozulurmuş Sevginin bile Ve En çokta insanı bu yaralarmış. Çocuk ken birde yağmurları severdim
Altında ıslanmayı,sırılsıklam olmayı. Sonunda ceza alıcağımı bilsem bile Şimdi cezaları ben kendi kendime veriyorum.
Çocukken en çok gecelerden korkardım. Karanlıkta kalmaktan Şimdiyse tam tersi , En çok geceyi sever oldum Sııntılarımı dertlerimi içine saklar oldum
Uzakta çok uzakta güneyde
Yazları sıcacık ve aşık
Kışları soğuk ve sensiz bir şehir
Ve ben üşüyoruz
Bir uğrasan diyoruz
İklimini getirsen bereketini bolluğunu
Örtsen üzerimize
Havalansa yine zil çalan eteklerin
Gelip otursa gözlerime gözbebeklerin
Öperken içsem ağzının çiçek balını
Günahını boynuma seni koynuma alsam
Hem zehrim hem şehrim limon çiçeklerim olsan
Ben görmedim böyle alımı çalımı
Ya Rabbi duy duyur sesimi
Anlamıyor kimsesizliğimi
Ya Rabbi yetiş ya Rabbi
Ya Rabbi duy duyur sesimi
Anlamıyor çaresizliğimi
Ya Rabbi elver ya Rabbi
Tenhada kuytuda ücrada
Tekinsiz bir mecrada
Dua etsem seni dileyen
Börtüm böceğim bitki örtüm
Olacak duam olsan amin desem hamdetsem
Toprağına kök salsam
Senle nihayet bulsa ömrüm
Çikolatayı eritmek için, çikolatayı bıçak yardımıyla mümkün olduğu kadar küçük parçalara ayıralım. Küçük bir tencereye veya sos kabına alalım. Daha büyük bir tencereyi biraz suyla doldurup, çikolata tenceresini bu tencerenin üzerine yerleştirelim ve kısık ateşte suyu ısıtalım. Çikolata su buharı ile eriyeme başlayacaktır. Çikolatanın yarısı eridikten sonra, su buharının üstünden alalım ve devamlı karıştırarak kalan kısmının da erimesini sağlayalım.
Çikolata sosu hazırlarken içine koyacağınız bir tutam tuz, sosun kokusunu daha da belirgin kılar.
Çikolatayı mikrodalga fırında da eritebiliriz. Orta sıcaklıktaki mikrodalga fırını 2 dakikaya ayarlayıp, çikolatanın eriyip erimediğini kontrol edelim. Çikolatanın cinsine ve büyüklüğüne göre süreyi ayarlamamız gerekir. Acı çikolata uzun sürede, beyaz çikolata ise kısa sürede erir.
Erimiş çikolata ustalık gerektirir. Çok ısınmasını ya da topaklaşmasını önlemek için,kırılmış çikolata parçalarını biraz sıcak kahve içine koyup erimeye bırakalım, iki tat birbiriyle uyum içindedir. İster pastada ister krema yaparken kullanabilirsiniz.
Çikolata sosu hazırlarken içine biraz kahve konursa, tadı çok daha değişik olur.
Hazırladığımız kekin üzerine çikolata sosu dökeceksek, çikolataya biraz tereyağı koyalım.
Kesilmiş pastanın kurumaması için, yanına yarım elma koyup üzerine örtelim.
Pasta yaparken kullanacağımız meyvelerin uzun süre dayanmaları için, toz şekere bulamalıyız.
Pasta yaparken içine koyacağımız üzümlerin dibe çökmesini istemiyorsak, hamura katmadan önce tereyağına bulayalım.
Rulo pasta hamurunu pişirmek için, fırın ısısı ortanın üzerinde olmalıdır. Kuruyan ve sertleşen hamur iyi sarılmayacağı için, hamuru 15-20 dakika gibi kısa bir süre pişirip çıkaralım. Hamur fırından çıktıktan sonra, bıçakla tepsiden kurtaralım. Rulonun rahat sarılması içinde, yağlı kağıtla birlikte saralım.
Tart hamuru hazırlarken kullanacağımız su çok soğuk olmalıdır. Çünkü su çok soğuk olursa, hamurun içindeki yağın erimesini engeller ve hamur pişince kat kat ve gevrek olur.
Tart hamuru hazırlarken topak topak olursa, üzerine 1 adet yumurta sarısı ekleyip iyice yoğuralım.
Tart hamurunun çatlamasını önlemek için, buzdolabından çıkardığımız soğuk tereyağını kullanalım.
Tart hamurununu kolay yoğurmak için, tereyağını küçük parçalara keselim.
Tart hamurunun pişerken biraz kabarıp yumuşak olması için, hamura amonyak tuzu veya onun yerine yarım kahve kaşığı karbonat koyalım.
Tart hamurunun sertleşmemesi ve kıvamının bozulmaması için, hamuru naylon bir poşete koyup merdaneyle yuvarlak açalım.
Tartımızı pişireceğimiz zaman tart kalıbımızı, özellikle fırın tepsisine koyalım. Suyun rutubeti hamurun yumuşak olmasını sağladığı için de, fırına su dolu bir kap koyalım.
Turtayı, pandispanya hamurundan yapacaksak; hamura, yumurtalarla un çırpıldıktan sonra 30 gram erimiş soğuk tereyağı katalım ve iyice karıştıralım. Hamuru iyice karıştırdıktan sonra pişirirsek, pandispanyanın ortası tekerlek gibi daha kolay kesilir.
Meyveli tart yaparken fırında erimemesi için, tartın üzerine tam kıvamında olgunlaşmış meyvelerden dizelim. Olgunlaşmamış meyvelerdeki tanin miktarı fazla olduğundan, pişince tadı ekşiyebilir.
Pandispanyayı pişireceğimiz kalıbın kenarlarını yağlamayalım. Yağlarsak kenarlar kaygan olacağı için, hamur aşağı kayar ve ortası çok kabarır.
Fırında pişirdiğimiz pandispanyanın tepsisini, iyice kabarıp katılaşıncaya kadar yerinden hiç oynatmamalıyız. Üzeri fazla kızardığı halde henüz pişmemişse, üzerine yağlı kağıt örtelim
Hazırlanışı: Kalp şeklindeki çemberin alt tabanına pandispanya yerleştirilir. Çilek püresi ile çırpılmış krema iyice karıştırılır, mus elde edilir. Pandispanyanın üzerine bir miktar konularak iyice yayılır. Doğranmış taze çilekler üzerine serpilir. Tekrar üzerine mus yayılır. İkinci kalp şeklindeki pandispanya üzerine konulur. En son olarak kalan mus sürülür. Üzeri bıçak ile iyice düzleştirilir. 4-5 saat buzdolabında bekletilir.
...Sıgara böreğini galeta unlu denedinizmi...(Bence denemeye değer çıtır çıtır oluyor)
Meraba arkadaşlar hepimiz evimizde sıgara böreği yaparız doğrusunu söylemek gerekirse galeta unlu ilk defa denedim . Ama çok güzel oldu .Denemeye değer .Bende siteleri gezerken birinde gördüm ama hangisi şimdi hatırlamıyorum.
MALZEMELER Yufka Yumurta Galeta unu
İÇ MALZEMESİ Peynir 1.Havuç Maydonoz
Hazırlanışı çok basit öncelikle yufkalarımızı üçgen parçalara bölüp.Peynir ve havuç rendelenir maydonoz ile birlike hepsi karıştırılır.Geniş kısıma malzemeler konulur ve sarılır. Sardığımız yufkaları yumurtaya batırıp galeta ununa buluyoruz.Kızgın yağda kızartıp sıcak servis yapıyoruz.
Börekleri daha önce hazırlayıp difrize atabilir misafiriniz geldiği zaman kızarta bilirsiniz.
Sensizliğe kurulu saatlerim. Artık zaman kavramım yok, Aşkı salmışım bir deli hoyrat rüzgara, Mevsimler yok fark etmiyor ... Oysa ne güzeldi baharda çicekli dalların kokusu Renkleri masalımsı Küçüçük güzel bir rüyaydı kopup geldi... Sevdedi oysa bahar , saçlarını sal hadi ılık rüzgara Korkma aç hadi kollarını, Koş hadi koş korkusuzca, Nasıl isterdim koşmayı Belkide kaçıp saklanmayı Unutmak istiyorum katettiğim yolları Unutmak istiyorum geçen zamanı Ey deli rüzgar es este savur beni , Sil bütün kara düşlerimi. Al benden uzağa götür... Bende kalmasınlar...
Sendeki gördüğüm bu deli güzel Ey sen aklımı başımdan alan yar... Çek çek bakışlarını üzerimden. Ben istemedim sana gelmek , Ama nafile söz geçmiyor şu deli gönlüme Şimdi bir silgi istiyorum, Aklımda kalan bakışlarını silmek için , Sanma seni unutmak niyetim Uykusuzum yanar gözlerim, Biraz uyumak niyetim, Aklımla bozmuşu kafayı, Nere takıldı kaldı. Ne ileri gider Nede geri Seni (barantez )içine almışım... Kalbim inceden sızlar, Aklım biraz uyuşuk sadece senli olan şeylerde tepki veriyor. Adını söyleyen şu adamda kim, Adın aynı ama sen değilmişsin, Kalbime anlatamadığım yersiz heyecanlar sevinçler... Bir senin yokluğunu anlatamadım..
Bir zamanlar 4 kelebek ateşin sırrını çözmeye karar vermişler, sonra hep beraber yanan bir ateşin yanına gitmişler...
Aralarında konuşurlarken 1.kelebek:
- "Önce ben gideceğim ve ateşin sırrını çözüp size de söyleyceğim." demiş ve gitmiş...
Şöyle bir ateşin etrafında dolanmış, gelmiş. Arkadaşlarına:
- "Ben ateşin sırrını çözdüm: Ateş ışık yayan bir şey." demiş...
Kelebekler buna ikna olmamışlar. Ateşin bundan daha büyük bir sırrının olduğunu düşünmüşler.
Sonra 2.kelebek:
- "Ben gideceğim, ateşin sırrını çözeceğim ve size söyleyeceğim." demiş ve gitmiş...
Ateşe biraz daha yaklaşarak bir tur atmış ve gelmiş. Arkadaşlarına:
- "Ben çözdüm ateşin sırrını: Ateş ısı veren bir şey" demiş...
Kelebekler buna da ikna olmamışlar.
3.kelebek:
- "Ben gideceğim ve ben ateşin sırrını çözeceğim." demiş ve gitmiş...
3. kelebek biraz daha cesaretliymiş. Ateşe yaklaşmış, o kadar yaklaşmış ki ateşin yalımı kelebeğin kanatlarını yalayıp geçmiş. Kelebek döndüğünde arkadaşlarına:
- "Asıl ben, ben çözdüm ateşin esrarını" demiş büyük bir heyecanla...
- "Ateş, yakıcı bir şey." demiş.
4. kelebek ikna olmamış bir türlü. Ateşin asıl sırrının bu olmadığını düşünmüş inatla. Birden arkadaşlarının yanından ayrılmış ve ateşe doğru gitmeye başlamış. Arkadaşları ne olduğunu anlayamamışlar bile. Sadece izlemeye başlamışlar. 4. kelebek önce ateşin etrafında bir tur atmış. Sonra bir tur daha ve bir tur daha. Her seferinde ateşe daha çok yaklaşıyormuş. Artık o kadar çok yaklaşmış ki alevler kanatlarını kavurmaya başlamış. Ateşin etrafında son bir kez daha dönmüş ve ateşin içine kendisini bırakmış. Küçük bir parıltı yanıp sönmüş ateşin içinde...
Ateşin hakikatte ne olduğunu sadece bu kelebek anlıyor tabiki. Geri gelip arkadaşlarına ateşin ne olduğunu anlatamıyor, zaten anlatması da gerekmiyor...
Çünkü; ateş aşkdır ve anlatılmaz, sadece yaşanır...
Bizler de hayatımız boyunca birşeyleri anlamaya çalışırız ve bunu da 3 kelebek gibi yapmaya çalışırız. Yani hepimiz 4.kelebeğin yaşantısını isteriz ama 3 kelebeğin hayatını yaşayıp dururuz.... Alıntı.